SGS Elektronik; Toshiba markasının servisliğini yapmaktadır. Toshiba marka elektronik eşyanız bozulduysa kaliteli profesyonel servisiniz hizmetinizde.

All posts tagged Mavi

Filmler, salonlar… 3D artık her yerde! Peki bu 3D nasıl çalışıyor?

Birçok 3D teknolojisi, aynı temel prensiple çalışır: beynimizi iki boyutlu bir resmin derinliği olan bir resim olduğuna inandırarak. Bunu yapmanın en temel yolu ise stereoskopidir. Kullanıcının gözlerine birbirinden biraz farklı iki resim gösterilir ve bu resimler beyin tarafından 3 boyutlu olarak algılanır.

Stereoskopik resimleri oluşturmanın en kolay yolu gözlük kullanmaktır. Bu nedenle 3D gözlük teknolojisinde birçok varyasyona rastlamak mümkün. Makalemizin devamında farklı üç boyutlu teknolojilerini ve nasıl çalıştıklarını sizlerle paylaşıyoruz.

Anaglif

Anaglif resim, küçük perspektif farkları bulunan iki farklı renk katmanına sahiptir. Bu resimlere genellikle kırmızı ve mavi lenslere sahip olan 3D gözlüklerle baktığımızda, gözlük her göz için bir katmanı engeller ve kolayca kandırılabilen beynimiz, ortaya çıkan resmi bir araya getirerek 3 boyutlu bir sahne görmemizi sağlar.

Polarize gözlükler

Kırmızı/mavi gözlüklere oldukça benzer şekilde çalışırlar. İki senkronize projektör resimleri küçük bir perspektif farkıyla ancak farklı ışık polarizasyonlarında gösterir. Polarize gözlükler her göz için sadece bir resme izin verir ve beynimiz iki farklı resmi 3 boyutlu bir resim olarak birleştirir. Şu an sinema salonlarında kullanılan teknoloji, önümüzdeki birkaç sene içinde evlere gelebilir.

Active shutter gözlükler

Sony, Samsung, Panasonic gibi bir markanın üç boyutlu TV’sini satın aldıysanız veya Nvidia’nın 3D Vision teknolojisini kullanan bir PC oyunu oynadıysanız active shutter gözlükleri kullanıyorsunuz demektir.

Bu gözlükler, her gözün görüşünü ekranın yenileme oranı ile senkronize olarak dönüşümlü bir şekilde engellerler. Ekranda farklı perspektiflerden bir resim görüntülenirken gözlük her lensi sırayla ve hızlıca karartır (bu değişimli çerçeve sıralama olarak adlandırılır). Bu karmaşık gözlükler genellikle 100 doların üzerinde fiyata sahipler ve diğer üç boyutlu gözlüklerden daha ağırlar. Ancak şu an ve önümüzdeki birkaç sene için en iyi 3D teknolojisi bu gözlüklere ait.

Pulfrich etkisi

Pulfrich etkisi, yan yana olan hareketlerin küçük bir senkronizasyon gecikmesi sayesinde beyinde bir derinliğe sahipmiş gibi algılanmasına neden olan bir ‘açığı’ kullanır. Gözlüğün tek camının karanlık olması sayesinde, örneğin bir şey soldan sağa hareket ettiğinde 3 boyutlu olarak geri veya ileri gidiyormuş gibi görünür.

ChromaDepth

ChromaDepth, belki de en ilginç gözlük teknolojisi. Gözlük mini prizmalar ile yine kırmızı ve mavi renkleri kullanıyor, ancak iki gözün renkleri farklı yorumlamasına neden oluyor. Farklı şeyler gören gözler ise bunu 3 boyutlu olarak algılıyor. Bu teknolojinin en önemli sınırlaması ise bir nesnenin rengini değiştirdiğinizde, derinliğin nasıl algılandığını da değiştirmiş oluyorsunuz.

Parallax Barrier

‘Parallax Barrier’, gözlüksüz 3 boyutlu teknolojileri arasında popüler olanlardan. Nintendo 3DS’in 3D Magic’inde, Sharp 3DTV’lerde ve Fuji’nin 3D kamerasında kullanılıyor. Parallax Barrier, polarize gözlüklere benzer şekilde çalışıyor. Her göz için farklı bir resim göstermek yerine, ekrandaki “paralaks sınırı” her göze farklı bir ışık yöneltiyor ve beyin bu karışık sinyalleri 3 boyutlu resme dönüşüyor. Bunun olumsuz yanı ise paralaks sınırı ile ekranın kalıcı olarak 3D modda olması ve görüş açınızın pek geniş olmaması. Sharp’ın LCD TV’lerinde kullandığı 3D numarası ise ilginç: paralaks sınırını oluşturan ikinci bir LCD kullanılıyor, bu sayede bunu kapatıp normal 3D görünüme geçmeniz mümkün oluyor.

Bütünleyici görüntüleme

Bütünleyici görüntüleme, aslında paralaks’ın bir başka biçimi. Burada bir takım çok küçük resimler, küresel dışbükey lenslerden geçerler. Tüm bu mikro-resimler, baktığınızda bir 3D resmi oluştururlar.

İki panel arasındaki sıvı kristalden oluşan LCD ekran, arka kısmındaki beyaz floresan ışığın ön tabaka sayesinde kırılmasıyla titremeyen görüntü sağlar.

LCD paneller, iki kat polarize cam arasında yer alan yüzbinlerce likit kristal hücreden oluşur. Camların iç kısmında elektronlar vardır, dışında ise iki kat olmak üzere polarizatör bulunmaktadır ve camın üstünde yansıtıcı ya da kaynak aydınlık bulunmaktadır. Panelin arkasında bulunan güçlü lambalardan gelen ışık, yayılmayı sağlayan tabakadan geçerek ekrana homojen bir şekilde dağılır. Işık daha sonra TFT (Thin Film Transistor ) adı verilen ince film transistor tabakasından ve arkasından da her likit kristal hücresine iletilen elektrik miktarını ayarlayan renk filtrelerinden geçer. Voltaj farkına göre likit kristaller harekete geçer. Bu hareket şekline göre arkadan verilen ışığın şiddeti ve kutuplaşma yönü değişir. Bu işlemlerin sonucunda da farklı oranda ve parlaklıkta kırmızı, mavi ve yeşil renkleri oluşturan ve nihai görüntüyü sağlayan yüzbinlerce piksel elde edilmiş olur.

LCD (Liquid Crystal Display), sıvı kristal organik bir yapıya sahiptir ve bundan dolayı yüksek ısıya, havadan ya da sudan elde ettiği oksijenden, ışıktan (UV ışınları) etkilendiği için özelliklerinde değişikler meydana gelir. Kimyasal bir değişime neden olur ve kristallin bozulmasını, dağılmasını hızlandırır. Bu nedenle kristal sıvı moleküllerine sahip bir ekran, havadan, sudan, yüksek ısıdan ve ultraviole ışınlarından korunulmak üzere tasarlanılmışlardır.

LCD televizyonlar ince yapılarından dolayı hem yer kazancı sağlarlar hem de hafif olduklarından taşıması kolaydır. Parlak ve yüksek çözünürlükte görüntü sunar. Titreşim ve radyason yapmaz. LCD televizyonlarda ekranın nokta aralıklarını göremezsiniz. Uzaktan olduğu kadar yakından da görüntüler aynı şekilde mükemmeldir. LCD televizyonlar göz yormazlar, aksine odaklama sorunu olmadığından daha keskin ve net görüntü sunarlar.

LCD ekranları sıvı kristalden oluşmaktadır. Sıvı kristallerin tepki süreleri CRT ekranlara göre düşüktür. Buda hareketli görüntülerde fluluk yaratır. Netlik, hareket fazla olduğu zamanlarda azalır, görüntü sabitleştiği anda netleşir. LCD teknolojisi pikseller, aktiften inaktif hale ve sonra yine aktif hale geçerek tek bir tepki döngüsü tamamlarlar. Tepki zamanları 2 milisaniye ile 25 milisaniye arasında değişir. En hızlı LCD ekranlar dahi belli bir miktar hareket bulanıklığı yaşayabilirler.

LCD pikselleri, arkalarındaki bir ışık kaynağından ışık aldıkları için LCD ekranlar 45 derece kadar küçük açılarla izlenseler dahi kontrast ve renk kaybı yaşabilirler. Yani LCD ekranlara yandan baktığınızda görüntüyü net bir şekilde göremezsiniz. Yüksek kalite LCD ekran kullanan monitor veya televizyonlarda görüş açısı 130-150 derecelere kadar çıkabilmektedir ama 150-180 dereceden görüntü alabilmek LCD’lerde imkansızdır.

LCD televizyonlar, dijital bağlantı yapmayı sağlayan DVI çıkışını desteklemeleri sayesinde, hem televizyon hem de monitör olarak kullanılabilir. Plazma piksellerinde karanlık, onlara giden gücün kesilmesi ile temin edildiğinden, daha az enerjiyle karanlık görüntüleri oluşturmalarına karşın, LCD’ler, sürekli yanan arka ışık kullanımları dolayısıyla, görüntünün karanlık veya aydınlık olmasına bağlı olmaksızın, her zaman sabit enerji kullanırlar.

LCD’lerde yarı ömür denilen bir terim kullanılmaktadır. Yarı ömür, LCD’in parlaklığının, bu süre içerisinde, kapasitesinden yaklaşık yüzde 50’sini kaybedeceğini belirtmektedir. Bu nedenle, yaklaşık olarak 100.000 saatlik bir ömür sunan plazma TV’lerin günde dört saat açık kalması durumunda yarı ömrü 34-36 yıla kadar olmaktadır.