SGS Elektronik; Toshiba markasının servisliğini yapmaktadır. Toshiba marka elektronik eşyanız bozulduysa kaliteli profesyonel servisiniz hizmetinizde.

All posts tagged Gelen

TV Antenleri Gidiyor, 4G Geliyor!

Categories: Güncel Teknoloji Haberleri
TV Antenleri Gidiyor, 4G Geliyor! için yorumlar kapalı

Uzun zamandır hayata geçirilmesi düşünülen proje için düğmeye basıldı. Bu sayede, hem göze çirkin gelen antenler yok olacak hem de 4G altyapısı hazırlanacak.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı tarafından gündeme getirilen dijital karasal yayın teknolojisinin ülkemizde hayata geçirilmesine az bir süre kaldı.

Bu sayede binaların balkonlarında ve çatılarında bulunan antenler ortadan kalkacak ve çok daha küçük cihazlar sayesinde TV yayınları, yüksek çözünürlüklü olarak evlerimize kadar ulaşabilecek.

Yazının tamamını ShiftDelete.Net üzerinde okuyabilirsiniz.

Plazma TV’ler 10’da bir fiyatına düştü!

Categories: Güncel Teknoloji Haberleri
Plazma TV’ler 10’da bir fiyatına düştü! için yorumlar kapalı

Teknoloji devi Japonya’da plazma ekran televizyonlar ile kişisel bilgisayarların fiyatları, talep azlığından gün geçtikçe düşüyor.

Ekonomisine aldığı darbeler ile son zamanlarda gündeme gelen Japonya’da, televizyon ve bilgisayar pazarı da nasibini aldı. Plazma televizyon ve bilgisayar talebinin düşmesi üzerine satıcılar ürün fiyatlarında indirime gidiyor. Japon medyasında çıkan haberlere göre, bazı mağazalarda plazma televizyonlar 400 dolara kadar düştü.

Japonya’da anket kuruluşlarının verdiği bilgiye göre, ortalama 800 dolar olan plazma ekran televizyonların fiyatları bir sene içinde ani düşüş göstererek, ortalama 580 doları buldu. Böylelikle Japonya’daki plazma ekran televizyonların fiyatları 8 sene içinde 10’da bir fiyatına düştü.

Japonya’daki ekonomik durgunluktan kişisel bilgisayarlar da nasibini aldı. Bir sene önce piyasaya sürülen bir çok model, şu an yarı fiyatından satışa sunuluyor. Japon medyasına göre, birçok mağazada plazma ekran televizyonlar ile kişisel bilgisayarlar ilgisizlikten sergilenmek için birinci kattan ikinci kata taşındı. Uzmanlar, bu pazardaki durgunluğun yan sanayiyi etkilemesi halinde Japonya ekonomisinin derin yaralar alabileceğini söylüyor.

Kaynak Veteknoloji

Yeni HD TV alırken nelere dikkat etmeli?

Categories: Güncel Teknoloji Haberleri
Yeni HD TV alırken nelere dikkat etmeli? için yorumlar kapalı

HD TV satın alırken bunları atlamayın!

Yeni bir HD televizyon mu alacaksınız? Dikkat etmeniz gereken o kadar çok detay var ki…

Televizyon satın almak tüketici için her zaman meşakkatli bir alışveriş olmuştur. Eskiden çok daha kolay olan bu alışverişlerde bakılan yegane şey televizyonunun büyüklüğü ve markasıydı. Ancak şimdi eklenen binbir türlü özellik normal tüketicinin ve hatta konuyu iyice araştıranların bile kafasını karıştırabiliyor. Bir HD TV’nin iyi olarak nitelendirebilmesi için ne gibi özelliklerinin olması gerektiğini sizlere özetlemeye çalışalım.

Tabii ki bir televizyon aldığınızda en önemli şey görüntü kalitesi. Televizyonunuzu ilk açıtğınızda göreceğiniz bir kusur moralinizi alt üst etmeye yetebilir. HD TV’lerde en çok aranılan ve konuşulan özelliklerden biri şüphesiz kontrast oranı. Kontrast oranı bir televizyonun ne kadar karanlık ve ne kadar aydınlık olabileceğini gösteriyor. Yüksek kontrast oranı görüntüye boyut katarken gözlere de hoş gözüküyor.

Kontrasttan sonra ise renkler geliyor. Birçok HD televizyon kutudan ilk çıktığında doygun renklere sahip oluyor. Aslında önemli olan televizyonunuzun nasıl renk özelliklerine sahip olduğu değil, renklerinin ne kadar değişebildiği, yani televizyonunuzda renkleri doygun ya da doğru renkler olarak ayarlayabilmeniz oldukça önemli. Yeni televizyonların çoğunda ise renkleri kolayca ayarlayabileceğiniz birçok seçenek bulunuyor. Yine yeni alınacak birçok HD televizyonun 1080i çözünürlük desteği de bulunuyor.

3D, boyut ve fiyat…

HD televizyonları birbirlerinden ayıran bir başka şey ise özellikleri. Özellikle Netflix aboneliğiyle beraber gelen televizyonlar, evinizde Blu-ray oynatıcınız yoksa çok işinize yarayabilir. Netflix’le beraber televizyonunuzdan film kiralayıp rahatça izleyebiliyorsunuz.

Tabii ki en çok aranılan özelliklerden biri de 3D. Üç boyutlu içeriğin çoğalmasıyla beraber 3D HD televizyonlar artık tüketiciye daha da cazip geliyor. Ayrıca üç boyutlu özelliğe sahip televizyonların çoğunun da çok iyi resim kalitesi oluyor. Yani iyi görüntü kalitesi ararken zaten genelde baktığınız HD televizyonların çoğunun üç boyutlu özelliği olduğunu da görüyorsunuz.

Televizyon satın alırken dikkat etmeniz gereken bir başka özellik ise, televizyonunuzun görüntüyü yansıtıp yansıtmadığı. Aslında bu özellik için televizyonu nasıl bir odada kullanacağınızı, nereden nasıl ışık alacağını iyi kestirmeniz gerekiyor. Aksi halde karanlık görüntülerde ayna parlaklığında kendizi televizyondan seyredebilirsiniz.

Televizyonların kapalıyken bile görkemli olmasını sağlayan özellikleri ise boyutları. Aslına bakarsanız büyük bir televizyon küçük bir odada sorun teşkil edebilir. Bu yüzden oda sınırlarınızı göz önüne alarak seçebileceğiniz en büyük televizyonu tercih etmeniz gayet yeterli olacaktır.

Tabii bu özelliklerin hepsini bulmanız ideal televizyonunuzu seçtiğiniz anlamına gelmiyor. Hatta henüz araştırmanın yarısını yaptığınızı bile söyleyebiliriz, bundan sonra çok daha zorlu olan televizyonların fiyatlarının karşılaştırmaları geliyor…

Kaynak VeTeknoloji

Televizyon kumandaları tarih oluyor!

Categories: Güncel Teknoloji Haberleri
Televizyon kumandaları tarih oluyor! için yorumlar kapalı

Parmağınızı oynatın, kanalı değiştirin

Yakın bir gelecekte piyasaya sürülecek televizyon larda kumanda olmayacak. İzleyici, TV’de kanal değiştirmek, ses açıp kapamak ve kanal ayarı yapmak için sadece elini kullanacak.

Hem yazılım hem de donanım olarak sürekli yenilenen televizyon teknolojisi ile yayınları kaydetmek, hava durumunu takip etmek, haber başlıklarını okumak gibi bir çok özellik kumandalara taşındı. Ancak bütün bu yeni özellikler beraberinde daha büyük ve üzerinde daha çok düğme bulunan kumandaları da getirdi.

Tom Cruise’un başrolünü oynadığı ve 2002 yılında vizyona giren ”Minority Report” filminden esinlenen teknolojide, televizyonun altına yerleştirilen harekete duyarlı bir kamera, parmak hareketlerini takip ederek tıpkı bir ‘bilgisayar mouse’u gibi izleyicinin verdiği komutları yerine getiriyor.

ABD’li GestureTek firması tarafından geliştirilen teknoloji, Japon oyun devi Nintendo’nun Wii serisi oyun konsolu için geliştirdiği hareket dedektörünün televizyona uyarlanmış hali gibi de değerlendiriliyor. Japonya’nın önde gelen teknoloji firmalarından Hitachi ile GestureTek, bir anlaşma imzalayarak el hareketi ile çalışan televizyonun prototipini yaptı.

televizyonun altına yerleştirilen ve önceden hareket komutları yüklenmiş kamera, karşısında bulunan kişinin yatay, dikey, içeri ve dışarı doğru olan el hareketlerini takip ediyor. Kameradaki yazılım, başka birinin el hareketlerinin komutları karıştırmasını da engelliyor. Teknoloji , Tüketici Elektroniği Birliği’nin bu yıl düzenlediği ”CES” fuarında gösterildi.

kaynak: bilgitekno.com

Dikkatinizi çekmiştir, son birkaç senedir müthiş bir altın uçlu konnektör sevdası var bilişim dünyasında. Her kim ki yeni bir konsol, LCD TV, monitör vs. satın alsa hemen altın uçlu veri kablosu arayışına giriyor. Çoğunuz görmüşsünüzdür, altın uçlu veri kablolarının performansa etkisi birçok forumda ciddi şekilde tartışılıyor. Dilerseniz bu yazımızda tüm bu tartışmalardan sıyrılıp, altın uçlu konnektör furyasının neden başını alıp gittiğini ve getirilerini biraz da teknik kanattan yaklaşarak değerlendirelim.

Bilişim dünyasıyla az çok ilgili olan herkes son dönemlerde SCART, HDMI ve Ethernet (örnekler çoğaltılabilir) gibi birçok veri kablosunun altın kaplama konnektörlerle sonlandırılmış formlarının satıldıklarına dikkat etmişlerdir. Hatta ve hatta; şu günlerde altın (kaplama) ucu olmayan HDMI kablo edinmek oldukça güç. Bu trendin oluşmasında, altının elektriksel iletimde sağladığı bazı avantajların etkisi bulunuyor. Bir teknomarkete gidip herhangi bir HDMI kablonun teknik detaylarına göz gezdirdiğinizde, çeşitli işaret gürültü oranlarının (Signal to Noise Ratio, SNR) yazdığını (genellikle dB cinsinden) görürsünüz. Bu bilginin anlamı verinin kablo boyunca ne kadarlık bozucu etkiye (gürültü) maruz kaldığıdır. Bu noktada gürültüye bir parantez açalım:

Kablonun girişine A gücünde bir işaretin (sinyalin) geldiğini varsayalım. Kablo gelen işaretin frekansına ve pek tabii ki iletim hattında kullanılan iletkenin cinsine bağlı olarak bu işarette bir miktar bozulmaya sebep olur. İşte bu bozulma etkisi (işaretle toplamsal olarak -artı veya eksi olabilir) gürültüdür. B gücündeki gürültünün iletim hattı boyunca işarete etki ettiği varsayımı altında veri kablomuzun sonunda A+B veya A-B gibi bir işaret alınır. İşte işaret gürültü oranı da (namıdiğer SNR) logaritma 10 tabanında A’nın B’ye oranıdır ki basit bir mantıkla bu değer ne kadar yüksek olursa hattın o denli kaliteli olduğu sonuca varılabilir. Günümüzde kişsel kullanıma yönelik çoğu kablolu iletim hattında bu değer 110 dB dolaylarındadır.

İşaret-Gürültü oranına bu kadar değinmek şimdilik yeterli, ilerleyen günlerde bu terimi açıklayan bir yazıyla karşınıza çıkacağız. Altın uçlu konektörün esprisi işte tam da bu noktada, yani iletim hattının sonunda ortaya çıkıyor. Genel olarak bilinenin aksine bakır, altından daha iyi bir iletkendir. Yani, kablolarda bakırın tercih edilmesi yalnızca ucuz olduğu için değil, kullanılabilir en iyi iletkenlerden biri olmasındandır (İletkenlik: bakır – 5.69*10^7, altın – 4.52*10^7, gümüş – 6.3*10^7). Buna karşın bakırın elektromanyetik direnci düşüktür ki, bu iletim ortamı içinde bir sorun teşkil etmezken sonlandırmada problemdir. Şöyle ki iletim ortamı boyunca, kablo üzerinden akan elektriksel işaretler kablonun üzerindeki koruyucu tabaka yardımıyla (shield) elektromanyetik (EM) bozucu etkilerden korunur. Buna karşın, hat sonlandırılırken böyle bir durumun sağlanması söz konusu değildir ve EM girişimin işaret kalitesini bozacağı düşünülürse, iletim başarımını arttırmak için birtakım önlemlerin alınması söz konusu olabilir. Altın elementi de tam bu noktada devreye giriyor. Altının EM direnci bakıra göre daha yüksek iken, iletkenlik kaybı ise düşük düzeylerdedir. Yani işin özü, bağlantı kablolarının altın ile kaplanması hattaki işaretleşmenin güvenilirliğini arttırıyor.

Altının sağladığı diğer bir avantaj ise, oldukça pasif bir element olması sebebiyle (özellikle bakıra göre) paslanmaya karşı dayanıklı olması. Korozyon (pas) demek iletkenliğin ciddi düzeylerde düşmesi demek ki bunun da yukarıda bahsetmiş olduğumuz SNR’ı, dolayısıyla da iletim performansını düşüreceği söylenebilir. Özetle altın kaplama, hem kısa vadede (EM direnç) hem de uzun vadede (korozyon) iletişim başarımına katkı sağlamaktadır.

Altın kaplama terimini de biraz daha açalım bu noktada. Söz konusu kabloların konektörleri altından değildir, yalnızca altından ince bir plaka ile kaplanmıştır -buradan hareketle temel amacın korozyona önlem almak olduğu öngörülebilir aslında.

Biraz da kullanıcı deneyimlerinden ve kablo alırken nelerde dikkat etmeliyiz, bunlara değinelim. Temel olarak ilk dikkat etmemiz gereken kablonun altın uçlu olmasından öte, kabloda kullanılan bakırın kalitesidir. Metallerde iletim frekansı arttıkça iletkenlik düşmektedir (skin effect – gövdeleme) ve bu düşüş iletkenlik ile ters orantılıdır. Özetle iletim frekansı yükseldikçe bakır ile altın arasındaki iletkenlik farkı azalmaktadır (birisi HDMI mı dedi yoksa? :)). Tabi ki bilim insanları boş durmuyorlar ve bu bozucu etkilerden kurtulmaya çalışıyorlar. Yeni nesil sistemlerde iletim hızları saniyede Gbit’ler mertebesinde (HDMI 1.3: 340 MHZ – 10.2 Gbit/s) ki gövdeleme etkisinin iletişimde darboğaza neden olması söz konusu. Uzun lafın kısası, çeşitli metaller iletim hattına katmanlanarak bu etki de mümkün mertebe bertaraf edilmeye çalışılıyor (nikel – bakır). Sizin yalnızca dikkat etmeniz gereken nokta, satın almak istediğiniz kablonun işaret – gürültü oranına bakmak. Bu değerin 110 dB dolaylarında olması satın alacağınız kablonun kaliteli olduğuna işaret etmektedir. Daha sonrasında ise kablonun altın uçlu olmasına bakabilirsiniz. Bu sebeple; veri kablosu alırken, güvenilir teknik detayları olan bilindik markalara yönelmeniz faydalı olacaktır.

Bu noktada kablo seçiminin önemini vurgulayacak iki deneyimimi aktarmak istiyorum size: İlk aktarmak istediğim LCD TV’de SCART kablo performansı üzerine izlenimlerim. 46″ LCD TV ile bir müddet Digiturk yayınlarını takip etme şansım oldu. Yayın paketim SD içeriğe sahip olduğu için uydu alıcıyı TV’ye SCART üzerinden bağlamak durumundaydım. Digiturk’ten edindiğim kablo ile elde ettiğim görüntüden memnun kalmadım açıkçası. Çok fazla karıncalanma (piksel hatası) vardı görüntüde -özellikle yayındaki sabit bileşenler (DC) üzerinde, logo vs.. Almış olduğum kaliteli altın uçlu bir SCART ile yaptığım denemelerde ise görüntüde kaydadeğer düzeyde iyileşme olduğunu gözlemledim. Bu değişim kablonun altın uçlu olmasından öte yukarıda bahsetmiş olduğum kablo üzerindeki kayıpların düşük olmasından kaynaklanıyordu bana kalırsa. İkinci olarak ise aynı PC’ye bağlamış olduğum PS3 üzerinden almış olduğum görüntüden bahsetmek istiyorum. Benzer gözlemleri HDMI ile yaptığımda ise görüntüdeki farklılaşmanın kaydadeğer düzeyde olmadığını gördüm. Yani HDMI’da altın uçlu kablonun etkisini pek gözlemleyemedim. Belki kullandığım standart kablo da yeterince kaliteliydi; ama bu sonuçları temel olarak bazı teorilere bağlamak mümkün:

En temel sebep; analog – sayısal iletişim arasındaki kalite farkı. Şöyle ki sayısal iletim teknikleri daha fazla iletim bandgenişliğine ihtiyaç duymalarına karşın, gürültüye karşı daha dayanıklıdırlar (Bu konuyu ilerleyen zamanlarda daha detaylı olarak irdeleyebiliriz). Başka bir deyişle analog sinyalde, sinyalle gürültüyü birlikte, ses ve/veya görüntü olarak alırken sayısal iletimde bozulan bir bit, bozulan bir bitten ibaret. 🙂 SCART, VGA’nın analog; DVI ve HDMI’ın sayısal olduğunu göz önüne alırsak yukarıda sözünü ettiğimiz sonucun oluşması şaşırtıcı değil.
SCART üzerinden aktarılan görüntü çözünürlüğü düşük ve TV bu görüntüyü ekrana vermeden önce yukarı ölçekliyor (upscaling). Bu da demek oluyor ki iletişimde oluşan rastlantısal bir gürültü, rastlantısal birçok gürültüye dönüşüyor ekranda. Veri akış hızının, çözünürlüğün düşük olması gibi sebeplerle de bu hatalar belirginleşiyor -logolar etrafındaki pikseller sabit olmalıyken kırmızı, mavi dans ediyorlardı :). Yayın üzerindeki DC (yayın boyunca değişmeyen) bileşenlerde bu etki net olarak gözlenebiliyor. Kaliteli SCART ile bu sorunlar tamamiyle ortadan kalkmasa da belirgin oranda azaldı. Söz konusu etki HDMI’da düşük çünkü HDMI’dan iletilen veri 720p veya 1080p ile aktarılıyor, ayrıca veri hızı da yüksek. Oluşan rastlantısal bir hata bizim gözlerimizin seçeceği kadar belirgin olmuyor.

Ötesinde HDMI, SCART’a göre genç ve dinamik bir standart, yani teknolojik üstünlükleri çok fazla. Varış noktasında hata düzeltme (FEC – forward error correction) gibi meziyetleri bulunuyor, yani rastlantısal hataların oluşma ihtimali daha da azalıyor. Yukarıda bahsettiğimiz sayısal-analog iletişim ayırımını da buraya bağlayabiliriz.

Özetle standart çözünürlükte gözlemlediğim farkı, yüksek çözünürlükte betimleyemediğimi söyleyebilirim. İletim ortamı kaliteli veri çıkışı alabilmeniz için muhakkak önemli ; ama kablo değiştirmenin sizi basamak atlatacağını, kaynak kalitesini arttırmanın ise katlar tırmandıracağını göz önünde bulundurun :). Creative Fatalty Ses kartınız, Logitech z5500 ses sisteminiz varsa ve siz 64 kbps mp3 dinliyorsanız hangi optik kabloyu kullanırsanız kullanın ses kalitesinde büyük değişimler beklemeyin.

Sonuç

Evet gelelim sonuç kısmına… Yazı içerisinde aklı karışanlar muhakkak olmuştur, ama bu noktada yazıyı sonuca bağlayarak tüm karışıklıkları sona erdireceğiz :). Uzun lafın kısası; hem performansa etkisini hem de psikolojik etkenleri göz önünde bulundurarak (altın uçlu kablo kalitelidir mantığı :)) altın uçlu, kaliteli kabloları tercih ediniz. Ötesinde elinizde halihazırda kaliteli kablo varsa altın uçlu olmasa da gönül rahatlığıyla yola devam edebilirsiniz. Çoğumuzda ürüne bir çuval para verdik, üç kuruşluk kablodan kısmanın mantıksız olduğu düşüncesi var; ama ne bulacağınızı bilin ki sonra kablo parasına yanmayın :). Dediğim üzere; HD yayınlarda bu etki pek belirgin değil, SD yayınlarda ise kısmen rahatsız edici olabiliyor. Siz siz olun öncelikle yayını aldığınız kaynağın ve de verdiğiniz çıkışın kalitesini mümkün mertebe yüksek tutun (ses kartı – ses sistemi, tv yayını – lcd tv, ekran kartı – monitör, …). Sonrasına ise imkanlarınız dahilinde kaliteli bir kablo satın alma yoluna gidiniz. İletim ortamı arada bir basamaktır ve hedef size darboğaz yaşatmaması olmalıdır. Hiçbir zaman bir kablodan mucizeler yaratmasını beklemeyiniz ki hayal kırıklığı yaşamayasınız…

Analog değil, sayısal iletim yapan portlardan veri çıkışı almaya çalışın. Mesela ses için optik; görüntü için HDMI, DVI gibi standartlar öncelikli tercihiniz olsun.

Kaliteli iletim hatları kullanın. Satın alırken teknik detaylarda belirtilen işaret-gürültü oranının yüksek olmasına dikkat edin (SNR => 110 dB).
Bir önceki maddede gördüğünü kriteri sağladıktan daha sonrasında mümkünse altın uçlu olanları kullanın. Kaliteli olduğu bilinen ama ucu altın kaplama olmayan bir kablo, ne olduğunu bilmediğiniz ya da kalitesiz ama “altın kaplama uç” özelliğini öne çıkaran bir diğer kablodan daha iyi olabilir.

Güvenilir ürünleri tercih etmeye dikkat edin. Unutmayın ki güvenilir olmayan bir ürünün konektörü sarıya boyanmış bir metal olabilir, teknik detaylarında belirtilen değerler (özellikle SNR) yanıltıcı olabilir.
Mümkünse kaynak kalitesini yükseltiniz.

alıntıdır..

İki panel arasındaki sıvı kristalden oluşan LCD ekran, arka kısmındaki beyaz floresan ışığın ön tabaka sayesinde kırılmasıyla titremeyen görüntü sağlar.

LCD paneller, iki kat polarize cam arasında yer alan yüzbinlerce likit kristal hücreden oluşur. Camların iç kısmında elektronlar vardır, dışında ise iki kat olmak üzere polarizatör bulunmaktadır ve camın üstünde yansıtıcı ya da kaynak aydınlık bulunmaktadır. Panelin arkasında bulunan güçlü lambalardan gelen ışık, yayılmayı sağlayan tabakadan geçerek ekrana homojen bir şekilde dağılır. Işık daha sonra TFT (Thin Film Transistor ) adı verilen ince film transistor tabakasından ve arkasından da her likit kristal hücresine iletilen elektrik miktarını ayarlayan renk filtrelerinden geçer. Voltaj farkına göre likit kristaller harekete geçer. Bu hareket şekline göre arkadan verilen ışığın şiddeti ve kutuplaşma yönü değişir. Bu işlemlerin sonucunda da farklı oranda ve parlaklıkta kırmızı, mavi ve yeşil renkleri oluşturan ve nihai görüntüyü sağlayan yüzbinlerce piksel elde edilmiş olur.

LCD (Liquid Crystal Display), sıvı kristal organik bir yapıya sahiptir ve bundan dolayı yüksek ısıya, havadan ya da sudan elde ettiği oksijenden, ışıktan (UV ışınları) etkilendiği için özelliklerinde değişikler meydana gelir. Kimyasal bir değişime neden olur ve kristallin bozulmasını, dağılmasını hızlandırır. Bu nedenle kristal sıvı moleküllerine sahip bir ekran, havadan, sudan, yüksek ısıdan ve ultraviole ışınlarından korunulmak üzere tasarlanılmışlardır.

LCD televizyonlar ince yapılarından dolayı hem yer kazancı sağlarlar hem de hafif olduklarından taşıması kolaydır. Parlak ve yüksek çözünürlükte görüntü sunar. Titreşim ve radyason yapmaz. LCD televizyonlarda ekranın nokta aralıklarını göremezsiniz. Uzaktan olduğu kadar yakından da görüntüler aynı şekilde mükemmeldir. LCD televizyonlar göz yormazlar, aksine odaklama sorunu olmadığından daha keskin ve net görüntü sunarlar.

LCD ekranları sıvı kristalden oluşmaktadır. Sıvı kristallerin tepki süreleri CRT ekranlara göre düşüktür. Buda hareketli görüntülerde fluluk yaratır. Netlik, hareket fazla olduğu zamanlarda azalır, görüntü sabitleştiği anda netleşir. LCD teknolojisi pikseller, aktiften inaktif hale ve sonra yine aktif hale geçerek tek bir tepki döngüsü tamamlarlar. Tepki zamanları 2 milisaniye ile 25 milisaniye arasında değişir. En hızlı LCD ekranlar dahi belli bir miktar hareket bulanıklığı yaşayabilirler.

LCD pikselleri, arkalarındaki bir ışık kaynağından ışık aldıkları için LCD ekranlar 45 derece kadar küçük açılarla izlenseler dahi kontrast ve renk kaybı yaşabilirler. Yani LCD ekranlara yandan baktığınızda görüntüyü net bir şekilde göremezsiniz. Yüksek kalite LCD ekran kullanan monitor veya televizyonlarda görüş açısı 130-150 derecelere kadar çıkabilmektedir ama 150-180 dereceden görüntü alabilmek LCD’lerde imkansızdır.

LCD televizyonlar, dijital bağlantı yapmayı sağlayan DVI çıkışını desteklemeleri sayesinde, hem televizyon hem de monitör olarak kullanılabilir. Plazma piksellerinde karanlık, onlara giden gücün kesilmesi ile temin edildiğinden, daha az enerjiyle karanlık görüntüleri oluşturmalarına karşın, LCD’ler, sürekli yanan arka ışık kullanımları dolayısıyla, görüntünün karanlık veya aydınlık olmasına bağlı olmaksızın, her zaman sabit enerji kullanırlar.

LCD’lerde yarı ömür denilen bir terim kullanılmaktadır. Yarı ömür, LCD’in parlaklığının, bu süre içerisinde, kapasitesinden yaklaşık yüzde 50’sini kaybedeceğini belirtmektedir. Bu nedenle, yaklaşık olarak 100.000 saatlik bir ömür sunan plazma TV’lerin günde dört saat açık kalması durumunda yarı ömrü 34-36 yıla kadar olmaktadır.